Gazeteler Ödev Sor Yemek Tarifleri Sağlık Foto Galeri Radyo Youtube Facebook alexa twiter blogcu ikariam oyunlar e-devlet osym kabecanli google

Gönderen Konu: Hukukun yürülük kaynakları...  (Okunma sayısı 549 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı pusula

  • Paylaşımcı üye
  • ****
  • İleti: 290
  • Karma 53
  • Cinsiyet: Bay
  • Kayıt Sırası: 4
    Nerden: Hatay
  • İleti: 290
  • Konu: 146
  • Kaybolduğunuz yolda pusulanız Hz. Kur'an olsun...
Hukukun yürülük kaynakları...
« : 23 Nisan 2008, 17:47:47 »
Hukukun Yürürlük Kaynaklari

--------------------------------------------------------------------------------

Hukukun Yürürlük Kaynaklari HUKUKUN YÜRÜRLÜK KAYNAKLARI

Hukukun biçimsel kaynağı ya da yürürlük kaynağı hukuk kurallarının görünüş biçimiyle ilgili bir kavramdır. Bir hukuk kuralı hangi biçimlerde karşımıza çıkar ve bu biçimler arasında ne çeşit bir ilişki vardır; bu biçimlerden hangisi diğerine üstündür? Hukukun üç çeşit yürürlük kaynağı vardır: 1) Yazılı hukuk kaynakları (mevzuat); 2) Gelenek Hukuku (Örf ve Adet Hukuku); 3) Yardımcı kaynaklar olarak: Mahkeme Kararları ve Öğreti

I. YAZILI HUKUK KAYNAKLARI

A. Anayasa

Yazılı hukuk kaynaklarının başında “anayasa” gelmektedir. Anayasa, bir devletin temel yapısını, kuruluşunu, devlet iktidarı karşısında bireylerin özgürlüklerini düzenleyen belgedir. Anayasa kuralları, gerek yapılışı ve gerekse değiştirilmesi bakımından, diğer yasalara göre daha değişik usullere ve daha zor koşullara bağlanmıştır. Anayasalar asli kurucu iktidar tarafından yapılır ve türev kurucu iktidar tarafından değiştirilir. Asli kurucu iktidar kendisinden önceki hukuk ve anayasa düzeni ile kendini bağlı saymaksızın yeni bir arayasa ile yeni bir hukuk düzeninin kurulmasını sağlayan iktidardır. Anayasaların asli kurucu iktidar tarafından yapılışı, demokratik yollardan olabileceği gibi, otokratik yollardan da gerçekleşebilir. Demokratik yöntemler, demokratik niteliğine göre sırasıyla kurucu plebisit, kurucu meclis ve kurucu referandum olarak sıralanabilir. Türev kurucu iktidar ise, yürürlükte olan anayasaya göre, onun koyduğu usul ve kurallara uyarak (örneğin 1/3 teklif ve 2/3 karar çoğunluğu gibi), anayasa değişikliği yapmaya yetkili iktidardır.

Anayasanın iç hukuk düzeninde ilk biçimsel kaynak olmasının nedeni hukuk kuralları kademelenmesinde (hiyerarşisinde) en üst sırayı almasıdır. Anayasanın üstünlüğü denen bu ilke, 1961 ve 1982 Anayasalarında açıkça öngörülmüştür. Bu anlamda anayasa, öteki yasaların hepsinin üstünde yer alan, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idari makamları ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.

B. Yasa (kanun) ve Yasaya Eşdeğerde Kaynaklar

1) Yasa

Yasalar, yasama organı tarafından “kanun” adı altında hazırlanan ve Cumhurbaşkanı tarafından yayımlanarak yürürlüğe konulan yazılı hukuk kurallarıdır. Kanun koyma yetkisi (yasama yetkisi) Türkiye Büyük Millet Meclisi’nindir.“Kanun teklif etmeye Bakanlar Kurulu ve milletvekilleri yetkilidir.”(AY m.88/1). Yasaların yapılışını belirleyen temel kurallar Anayasada yer alır. Ayrıca yasama organının çalışmasını düzenleyen “içtüzükler” de yasaların yapılışı sırasında uyulması gereken kuralları belirler.

Yasaların yürürlüğe girmesi için Resmi Gazetede yayımlanması gerekir. Resmi Gazetede yayımlanan bir yasanın hangi tarihte yürürlüğe gireceği, çoğu kez o yasanın yürürlük maddesinde belirlenir. Böyle bir belirleme yoksa, yasa, yayımını izleyen 45. günün dolmasından itibaren yürürlüğe girer. Yayımlanan her yasa bir sıra numarası alır.( Örneğin 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu gibi ). Yasalar, Anayasaya uygun olmak zorundadır. Bu uygunluk Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenir. Yukarıdaki açıklamalar, yasanın biçimsel tanımı ile ilgili açıklamalardır.

Buna karşılık ”Öz bakımından (maddi bakımdan) yasa”dan söz edebilmek için yasanın genellik ve süreklilik gibi niteliklere sahip olması gerekir. Bu anlamda yasalar herkese uygulanan soyut ve genel kurallar içerir ve uygulama alanı içinde bulunan herkes için geçerlidir. Yasaların sürekliliği ise genelliğin bir başka yönünü, zaman içinde genelliği ifade eder. Yasanın belli bir kişi ya da kişileri öngörerek değil, belli bir ilişki içinde olabilecek herkese uygulanmak üzere yapılması, ona aynı zamanda objektif bir varlık ve nitelik kazandırır. Buna karşılık bir kişi ya da kişilerin durumunu belirlemeyi amaçlayan, başka bir deyişle sübjektif bir düzenleme getiren kurallar bu anlamda yasa sayılmamak gerekir. İlke bu olmakla birlikte yasa koyucu belli gereksinmeler nedeniyle sübjektif nitelikteki bazı işlemleri, biçimsel olarak yasaların hazırlanmasında izlenen yöntem ve işlemlere uyarak yapmakta ve bunları yasa adıyla yayımlamaktadır. Örneğin idam cezalarının infazına dair yasalar ya da özel af yasaları bu niteliktedir. Bunlar aslında tek kişiye uygulanacak sübjektif nitelikli, aynı zamanda sürekliliği bulunmayan işlemlerdir. Ancak öz bakımından (maddi bakımdan) yasa sayılmaması gereken bu işlemler, biçim bakımından birer yasadır.

2) Yasaya Eşdeğerde Sayılan Yazılı Hukuk Kaynakları

a) Uluslararası Andlaşmalar

Anayasanın 90.maddesinin son fıkrası, “usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmaların kanun hükmünde” olacağını belirtmiştir. Bu kurala göre Türkiye Cumhuriyeti adına onaylanmış uluslararası andlaşmalar, kanunları uygulamakla görevli organlarca ve mahkemelerce, Türk yasaları ile özdeş değerde sayılmaları gerekmektedir. Ayrıca usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası andlaşmalar aleyhine Anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurma yolu da kapalıdır. Yeni Anayasa değişikliği paketinde uluslararası andlaşmalara kanunların üstünde bir yer verilmek istenmişse de, bu öneri Mecliste gerekli çoğunluğu sağlayamamıştır.

Bir uluslararası andlaşmanın onaylanması ilke olarak “Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır.” Onaylanmanın uygun bulunmasına dair yasanın kabul edilmesinden sonra, onay işlemi yürütme organınca yapılmakta ve Cumhurbaşkanının onay kararnamesini imzalamasıyla uluslararası andlaşmaya Türkiye Cumhuriyetinin taraf olması kesinleşmektedir. Genel ilke bu olmakla birlikte, bazı andlaşmalar, onaylamanın uygun bulunduğuna ilişkin bir yasa yapılmaksızın da yürütme organınca onaylanabilmektedir: iktisadi ve teknik ilişkileri düzenleyen andlaşmalar; uluslararası andlaşmalara dayanan uygulama andlaşmaları; yasanın verdiği yetkiye dayanılarak yapılmış andlaşmalar. Ancak bunlar için de Anayasanın öngördüğü diğer koşullara uymak zorunludur.

b) Kanun Hükmünde Kararnameler (Yasa gücünde kararnameler)

Kararname yapmak ve yayınlamak Bakanlar Kurulunun görev alanına giren bir iştir. Bakanlar Kurulu kararnameler aracılığı ile objektif düzenlemeler yapabilir. Ancak bu düzenlemeler yasa gücünde değildir. 1961 Anayasasında 1971 yılında yapılan bir değişiklikle Bakanlar Kurulu’na kanun hükmünde kararname (KHK) çıkarma yetkisi verilmiş; aynı yetki 1982 Anayasasında da yer almıştır.(AY m.91)

Bakanlar Kurulunun KHK çıkarabilmesi için önce bir yasa ile o konuda TBMM tarafından yetkilendirilmiş olması gerekir.”Yetki yasası” denilen bu yasa, “çıkarılacak KHK’nin amacını, kapsamını, ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıp çıkarılmayacağını gösterir.” KHK’ler de yasalar gibi Resmi Gazetede yayımlanır ve başka bir tarih gösterilmemişse yayımlandıkları gün yürürlüğe girerler. Bu şekilde yürürlüğe giren KHK’ler, yasa gibi hüküm doğururlar. Kapsamı içindeki yasalara yeni hükümler getirebilir ya da bu yasalarda değişiklikler yapabilirler.

KHK’ler de kendi aralarında birer sıra numarası alırlar. KHK’ler yayımlandıkları gün TBMM’ne sunulur ve mecliste öncelik ve ivedilikle görüşülmeleri gerekir. Ancak, Anayasa’nın öngördüğü bu usul, uygulamada beklenen hızda gerçekleşememekte, Mecliste görüşme sırası almaları bazen yıllar sürmektedir. KHK’ler TBMM’de reddedilebileceği gibi değiştirilerek de kabul edilebilir. Ancak, reddedilen ya da değiştirilen hükümler, ret ya da değişikliğin Resmi Gazete’de yayımlanmasına kadar yürürlükte kalır. KHK’ler de yasalar gibi Anayasaya uygun olmak zorundadır. Bu konudaki denetim Anayasa Mahkemesince yapılır. Ayrıca belirtmek gerekir ki sosyal ve ekonomik haklar dışında kalan temel hak ve özgürlükler, KHK’lerle düzenlenemez.

c) Olağanüstü Durumlarda Çıkarılan KHK’ler

Sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde KHK çıkarma yetkisi, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kuruluna neredeyse sınırsız ve Anayasa Mahkemesinin denetimine de bağlı olmadan tanınmıştır. Olağan dönemlerde KHK çıkarabilmek için zorunlu olan ”yetki yasası”, olağanüstü hallerde aranmadığı gibi, sosyal ve ekonomik haklar dışındaki temel hak ve özgürlüklerin KHK’lerle düzenlenemeyeceği ilkesi de olağanüstü hallerde işlemez. Yani olağanüstü hal KHK’leriyle her türlü temel hak ve özgürlükler kısıtlanabilir. Üstelik bunların Anayasaya uygun olup olmadıkları da denetlenemez. Bu tür KHK’ler bakımından Anayasada öngörülmüş bulunan tek sınır, bunların ancak olağanüstü hal veya sıkıyönetim süresi içinde ve olağanüstü halin veya sıkıyönetim halinin gerekli kıldığı konularda çıkarılabilmeleridir. Anayasa Mahkemesi bu sınırlamalara dayanarak, olağanüstü durumlarda Cumhurbaşkanlığının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılmış olsa dahi, ancak bu şartlara uyan KHK’lerin yargısal denetim dışında kalacağını belirtmiş ve bu yoldan dolaylı bir denetim sağlayabilmiştir.

C. Tüzükler (Nizamnameler)

Tüzükler, bir yasama işlemi olmayıp, yürütme organının görev alanı içindeki düzenleyici işlemlerin en üst kademesinde yer alır. Tüzükler, Bakanlar Kurulunca yapılır. Anayasanın 115. maddesine göre “Bakanlar Kurulu, kanunun uygulanmasını göstermek veya emrettiği işleri belirtmek üzere” tüzük çıkarabilir. Tüzüklerde yer alan kurallar yasalara aykırı olamaz. Yasaya aykırı tüzüklerin iptali için Danıştay’da dava açılabilir. Ayrıca tüzüklerin, karara bağlanmadan önce Danıştay’ın incelemesinden geçirilmesi de Anayasa hükmü gereğidir.Ancak Bakanlar Kurulu tüzük tasarısı hakkında Danıştay’ın vereceği karar ile bağlı değildir. Bakanlar Kurulu kendi tasarısı ile Danıştay’ın incelemesi sonucu ortaya çıkan tasarıdan herhangi birini tüzük olarak yürürlüğe koyabilir. Ancak Bakanlar Kurulu bu iki tasarı dışında üçüncü bir tasarıyı tüzük olarak çıkarmak isterse, bu üçüncü tasarıyı da Danıştay’ın incelemesine sunmak zorundadır. (Günday, s.283)
Tüzükler, Cumhurbaşkanı tarafından imzalanır ve Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girer. Tüzüklerle düzenlenen konular çok çeşitlidir. Tapu Sicil Nizamnamesi, Karayolları Trafik Tüzüğü, Grev Tüzüğü örnek olarak verilebilir.



D. Yönetmelikler (Talimatnameler)

Yönetmelikler, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri tarafından, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere çıkarılır.(AY m.124). Görüldüğü gibi bakanlıklar dışında örneğin belediyeler, üniversiteler, TRT, kamu iktisadi teşebbüsleri (KİT’ler) de kendi görev alanlarını ilgilendiren konularda Yönetmelik çıkarabilirler. Dernekler Yönetmeliği, Evlenme Talimatnamesi, çeşitli üniversitelerin lisans öğrenim ve sınav yönetmelikleri, bu tür düzenlemelere örnektir. Yönetmelikler de yasalara ve tüzüklere aykırı kurallar içeremez. Yönetmeliklerin çıkarılmadan önce Danıştay incelemesinden geçirilmesi zorunlu
değildir.

Yönetmelikler de idarenin düzenleyici işlemleri arasında yer aldıkları için, idari yargının denetimine tabi olurlar. 1961 Anayasasından farklı olarak bazı yönetmelikler Resmi Gazetede yayımlanmadan da yürürlüğe girebilmektedir. 1982 Anayasası’na göre “Hangi yönetmeliklerin Resmi Gazetede yayımlanacağı kanunda belirtilir.” 3011 sayılı ‘Resmi Gazetede Yayımlanacak olan Yönetmelikler Hakkında Kanun’a göre, Başbakanlık, bakanlık ve kamu tüzelkişilerinin ”işbirliğine, yetki ve görev alanlarına ait hükümleri düzenleyen, kamu personeline ait genel hükümleri kapsayan ve kamuyu ilgilendiren” yönetmelikler Resmi Gazetede yayımlanır. Buna karşılık yerel yönetimlerin kendi görev alanıyla ilgili yönetmeliklerle “milli emniyet ve milli güvenlikle ilgili olan ve gizlilik derecesi taşıyan yönetmelikler” Resmi Gazete’de yayımlanmaz.

E. Yazılı Hukuk Kuralları Arasındaki İlişki

Yukarda en önemlileri açıklanmış bulunan yazılı hukuk kaynakları arasında dahil oldukları kümeye göre bir altlık üstlük ilişkisi vardır. Buna kurallar hiyerarşisi denir. Bu anlamda yönetmelikler, tüzüklere, yasalara ve Anayasaya; tüzükler, yasalara ve Anayasaya; yasalar ise Anayasaya aykırı olamaz. Bu tür aykırılıklar, tüzük ve yönetmelikler açısından idari yargıda, yasalar ya da KHK’ler açısından Anayasa yargısında denetlenir.
__________________



 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
649 Gösterim
Son İleti 15 Ocak 2011, 14:43:23
Gönderen: zeron
0 Yanıt
436 Gösterim
Son İleti 19 Şubat 2012, 09:58:00
Gönderen: Son Samuray
0 Yanıt
379 Gösterim
Son İleti 19 Şubat 2012, 12:23:59
Gönderen: Son Samuray
0 Yanıt
302 Gösterim
Son İleti 18 Mayıs 2013, 16:30:05
Gönderen: Son Samuray
0 Yanıt
283 Gösterim
Son İleti 12 Haziran 2013, 22:30:24
Gönderen: Soru_Cevap