Uyanan Gençlik Emsile
Pages: 1
Emsile By: kardelen Date: 27 Kasım 2008, 21:44:16
FİİLLERİN VE İSİMLERİN AÇIKLAMASI

Arkadaşlar bu dersimizde arapça kelime çekimlerine başlıyoruz.
Daha önce bu konuları hiç görmeyen kardeşlerimiz kelime çekimleri de nedir diye düşünebilir.
İnşaAllah elimden geldiğince hepsini açıklamaya çalışacağım.
Yine benim anlatmayı unuttuklarım olursa sorabilirsiniz.

Arapça kelime çekimi demek ; ele aldığımız bir kelimeyi mâzi, muzâri, masdar, fâil, mef'ul gibi durumlarında hangi vezinde geliyorsa o şekilde okumak demektir.Meselâ :

نصر (nasara) fiili , mâzi bir fiildir.Yada fiil-i mâzi diyelim.Geçmiş zaman kipi olarak kullanılır.Anlamı da "yardım etti" demektir.Peki ben geniş zaman kipinde kullanmak isteseydim yani "yardım eder" demek isteseydim o zaman نصر (nasara) fiili nasıl bir vezinde gelecekti...
bunun için kelimenin başına bir ي(ye) harfi getirip kelimedeki diğer harflerin harekelerini değiştirmemiz yetiyor. ينصر (yensuru) Bu fiil yapısına arapçada muzâri fiil denir.

İşte arapçada bir kök kelime vardır ve siz o kelimeye harf veya harfler ziyade ederek veya kelimenin harekelerini değişirerek geçmiş zaman, gelecek zaman, özne, emir kipi ve daha bir çok yapıda kullanabilirsiniz.Bu da tek bir kelimeyi öğrendiğiniz zaman aslında o kelimeden yola çıkarak bir sürü kelime öğrenmişsiniz demektir.

Arapçada kelime çekimleri muhtelife ve muttaride olarak iki kısımdır.şimdi bu muhtelife ne demek muttaride ne demek onları açıklayalım.



Muhtelife : Arabi kelimelerin mâzi, muzâri, masdar gibi yapılara göre çekimleri demektir.

Muttaride : Yukarıda bahsettiğimiz mâzi,muzâri,masdar gibi yapıların da kendi içlerinde müfred, tesniye, cemi, müzekker, müennes, ğâib, muhatab gibi durumlara göre çekimi demektir.

Bunları da öğrendiğimize göre elimize örnek bir kelime alarak muhtelife ye göre çekimini yapalım.Derse نصر (nasara) fiilinden başlamıştık onunla devam edelim o zaman...

• نصر (nasara) : Fiil-i mâzi."yardım etti" demektir.

• ينصر (yensuru) : fiil-i Muzâri."yardım eder, yardım ediyor, yardım edecek" anlamlarında kullanılır.

• نصرأ (nasran) : Masdar."yardım etmek " demektir.

• فهو ناصر (fehüve nâsırun) : ism-i Fâildir.Özne de diyebiliriz."yardım edici" demektir.

• وزاك منصور (ve zâke mensurun) : ism-i Mef'ul.Failin yaptığı iş kendisine etki edendir."yardım olundu veya yardım olunmuş kişi" demektir.

• لم ينصر (lem yensur) : fiil-i muzâri cehd-i mutlak."yardım etmedi "demektir

• لما ينصر (lemme yensur) : fiil-i muzâri cehd-i müsteğrak.geçmiş zamanın cemisinde "yardım etmedi" demektir.

• ما ينصر (mâ yensuru) : fiil-i muzâri nefi hal.Şimdiki zamanda "yardım etmez" demektir.

• لا ينصر (lâ yensuru) : fiil-i muzâri nefi istikbal.Gelecek zamanda "yardım etmez" demektir.

• لن ينصر (len yensura) : fiil-i muzâri te'kid-i nefi istikbal.gelecek zamanda "elbette yardım etmez" demektir.Bunun bir öncekinden(nefi istikbal) farkı te'kid yapılmasıdır.yani manayı kuvvetlendirmesidir.

• لينصر (liyensur) : Emr-i ğâib."yardım etsin" demektir.Bu birisi vasıtasıyla başka bir kimseye emir vereceğiniz zaman kullanılır.

• لاينصر (lâ yensur) : Nehi ğâib."yardım etmesin" demektir.Bir öncekinden(emr-i ğaib) farkı olumsuz olmasıdır.

• انصر (ünsur) : Emr-i hâzır."yardım et" demektir.Karşımızdaki kişiye emredeceğimiz zaman kullanılır.

• لاتنصر (lâ tensur) : Nehi hâzır."yardım etme" demektir.Öncekinden farkı olumsuz olmasıdır.

• منصر (mensarun) : Mimli masdar.Daha önce de bir masdar(nasran) geçmişti.bunun ondan farkı başında mim harfinin gelmesidir."yardım edecek zaman,yardım edecek mekan,yardım etmek" manalarında kullanılır.Mesela mekteb kelimesi mimli masdar olur.كتب (ketebe) fiilinden gelir.Ketebe "yazdı" demek.mekteb ise yazı yazılan yer anlamındadır

• منصر (minsarun) : İsm-i âlet."yardım edici bir alet" demektir.Mesela مفتح(miftah) kelimesi ism-i alet olur.feteha kelimesinden gelir.Feteha "açtı" demektir.Miftah ise "açıcı alet" yani "anahtar" demektir.

• نصرة (nasraten) : Masdar binâi merra."bir kere yardım etmek" demektir.

• نصرة (nisraten) : Masdar binâi nevi."bir türlü yardım etmek" demektir.

• نصير (nusayrun) : İsm-i tasğir."azıcık yardım edici" demektir.Ancak bunda acizlik anlamı vardır.Yani fazla yardım etmeye gücü yetmeyen,âciz kişi demektir.Mesela عبد(abede) kelimesi "ibâdet etti,kulluk yaptı" demektir.Bunun ismi tasğiri عبيد(ubeydün) olarak gelir.Ve hepimizin bildiği Ubeydullah isminin anlamı " 'ın aciz bir kulu" şeklindedir. 'a az ibadet eden kişi demek değildir.

• نصري (nasriyyün) : İsm-i mensub."Yardım etmeye mensub kişi" demektir.

• نصا ر (nassarun) : Mübâlağa ism-i Fâil."mübâlağa ile yardım edici" demektir.

• انصر (ensaru) : İsm-i tafdîl."ziyade yardım edici" demektir.Herhalde Peygamber efendimizin ashabından olan Medine halkına niçin ensar denildiğini de anlamışsınızdır.

• ما انصره (mâ ensarahü) : Fiil-i taaccüb-i evvel."aceb yardım etti" demektir.Bunu bir kişinin yaptığı iş taacübümüze gittiği zaman kullanırız.

• وانصر به (ve ensır bihi) : Fiil-i taaccüb-i sâni."ne aceb yardım etti" demektir.


Emsile By: kardelen Date: 27 Kasım 2008, 21:47:15
Arkadaşlar ism-i fail ve ism-i mef'ul 'ün başlarında "فهو "(fehüve) ve "وزاك "(ve zâke) olarak gelen kısımlar zamirdir.
Yani kelimenin aslından değildir.
Sadece "ناصر "(nâsırun) veya "منصور "(mensurun) dediğimiz zaman da aynı anlamı verir.
Bu zamirler bahsi ilm-i sarfın mevzusu olmayıp ilm-i nahvin mevzusudur.

Bu yüzden burada bundan bahsedip te sizlerin kafanızı karıştırmayayım.
İnşaAllah İlm-i sarfı bitirebilirsek ilm-i nahve de geçiş yapabiliriz.

Buraya kadar elimden geldiğince açıklamaya çalıştım.Yine atladığım yerler olursa veya anlamadığınız yerler olursa sorabilirsiniz.Misallerle açıklamaya başlayınca daha iyi anlamaya başlıyacağınızı umuyorum.

Böylece arabi kelimelerin muhtelifeye göre nasıl çekildiğini öğrenmiş olduk.
Bundan sonraki dersimizde muttarideye göre nasıl çekilir onları öğrenmeye başlıyacağız.
Muhtelifeyi ana başlıklar gibi düşünürsek muttarideyi de o her bir ana başlığın alt başlıkları şeklinde düşünebiliriz.
Yani bir fiil-i mâzi ile fiil-i muzârinin muttarideye göre çekilimleri farklıdır.

Muhtelifeye göre 24 tane kelime olduğuna göre ve her bir kelimenin kendine ait muttarideye göre çekimi olduğunu düşünürsek muttaride bahsinin çok daha uzun olacağını tahmin edebiliriz herhalde...

şimdiden gözünüzün korktuğunu biliyorum Ama korkmanıza gerek yok.
Çünkü belli bir muttaride kalıbını ezberlediğimiz zaman diğerlerini de ezberlemek çok kolay oluyor.
Yani fiil-i mazinin muttarideye göre çekimini öğrendiğimiz zaman fiil-i muzarinin muttarideye göre çekimini de büyük ölçüde halletmişsiniz demektir...


Emsile By: kardelen Date: 27 Kasım 2008, 21:51:22
Emsile-i muttaride
Emsile-i muttaride sadece fiil ve emirlerde olur.Siğalar failin durumuna göre değişir ve bu şekilde her fiil ve ismin emsile-i muttaridesi meydana gelir.Malüm ve mechul olmak üzere iki kısma ayrılır.
Fiilerin emsile-i muttaridesi 14 siğadır..Fiiller ğaib,muhatab,mütekellim olmak üzere üç kısma ayrılır.Ğaib siğasıda,müzekker,müennes olmak üzere iki kısma ayrılır.
müzekker ve müennes siğalarıda,müfre,tensiye,cemi olmak üzere üç kısma ayrılır.
İkisi toplandığında altı siğa yapar.Muhatap siğasıda müzekker ve müennes olmak üzere iki kısma ayrılır.
Müzekker ve müennes siğalarıda müfred,tensiye,cemi olmak üzere üç kısma ayrılır.
ikisi toplandığında altı siğa yapar.
Ğaib ve muhatab siğalar toplandığında oniki siğa yapar.
Kalan iki siğa ise nefsi mütekellim vahde ve nefsi mütekellim maal ğayr siğalarıdır.










Emsile By: kardelen Date: 27 Kasım 2008, 21:53:38
KELİME neye denir ve kaça ayrılır?

Manası olan ve tek başına kullanılan en küçük söz parçasına kelime denir.Arapçada kelime üç kısıma ayrılır;

1)FİİL
2)İSİM
3)HARF

FİİL neye denir?

Lügat manası: İş , Istılah manası: üç zamandan biri ile ilgisi olan ve bir işi bir olayı bildiren kelimelere fiili denir.
FİİL

Zamana bağlı olarak bir işin, bir halin veya bir hareketin oluşunu belirten kelimelere fiil denir.
Arapça’da iki temel fiil çekimi vardır. Diğer kalıplar bu ikisinden türetilir.
Bunlar fiil-i mâzî (geçmiş zaman) ve fiil-i muzâri (geniş zaman, şimdiki zamanın karşılığı)dır.
FİİL-İ MÂZİ
Türkçe’mizdeki –di’li geçmiş zamana denir. Geçmişte daha önce yapılmış bir işi bildirir. (Türkçe’deki …di-dı, dü-du, ti-tı, tü-tu eklerini sağlar).

كَتَبَ yazdı عَلِمَ bildi نَصَرَ yardım etti
أَكَلَ yedi شَرِبَ içti فَتَحَ açtı
حَضَرَ geldi وَجَدَ buldu ضَرَبَ vurdu
كَسَرَ kırdı رَكِبَ bindi شَكَرَ teşekkür etti, şükretti
سَمِعَ duydu, işitti دَخَلَ girdi دَرَسَ ders yaptı, eğitim gördü
ذَهَبَ gitti نَشَرَ yaydı قَطَعَ kesti

Yukarıda fiile örnek olarak gösterilen kelimeler geçmişte yapılmış bir işi bildirmekte ve erkek için kullanılmaktadır.
Kadın için kullanıldıklarında yukarıdaki fiillerin sonuna cezimli تْ harfi eklenir.
Erkekte kullanılanlara Arapça’da müzekker (eril), kadında kullanılanlara müennes (dişi) denir. Örnekler:

كَتَبَ den → كَتَبَتْ (o kadın) yazdı
أَكَلَ den → أَكَلَتْ (o kadın) yedi
وَجَدَ den → وَجَدَتْ (o kadın) buldu

Arapça’da kendinden bahsedilene yani üçüncü şahsa; erkek için gâib, kadın için gâibe denir.

FİİL-İ MAZİ ÇEKİM TABLOSU

Cemi
(Çoğul) Müsennâ (İkil)Tesniye Müfred (Tekil)
Müzekker كَتَبوُا كَتَباَ كَتَبَ Gâib (3. şahıs)
(Onlar) yazdılar (O ikisi) yazdı (O) yazdı
Müennes كَتَبْنَ كَتَبَتاَ كَتَبَتْ Gâibe

Müzekker كَتَبْتُمْ كَتَبْتُماَ كَتَبْتَ Muhâtab (2. şahıs)
(Sizler) yazdınız (Siz ikiniz) yazdınız (Sen) yazdın
Müennes كَتَبْتُنَّ كَتَبْتُماَ كَتَبْتِ Muhâtaba


Müzek.+Müe. كَتَبْناَ كَتَبْناَ كَتَبْتُ Mütekellim (1.şahıs)
(Bizler) yazdık (İkimiz) yazdık (Ben) yazdım



ÜÇ ZAMAN nelerdir?

MAZİ:Geçmiş zamana denir.
HAL:İçinde bulunan zamana denir.
İSTİKBAL:Gelecek zamana denir.


İSİM neye denir?

Manası zamana bağlı olmayan kendi başına bir manası bulunan ve
insan,bitki,hayvan gibi mahlukatı gösteren kelimelere isim denir.


HARF neye denir?

Kendi başına bir manası bulunmayan,ancak bir isim veya fiille beraber bulunduğunda bir mana ifade eden kelimelere harf denir.

Misal: هَلْ "hel" mı-mi
مِنْ min:den,dan
اِلَى ila:e-a bu harflerin isim ve fiille beraber bulunduğuna misal:

Hel cae zeydün minel mescidi ilal beyti... )( هَلْ جَاءَ زَيْدٌ مِنَ الْمَسْجِدِ اِلَى الْبَيْتِ


هَلْ جَاءَ Hel cae? ===> Geldimi? (kim?)

زَيْدٌ Zeydün "zey
d" (nereden?)
مِنَ الْمَسْجِدِ Minel mescidi "mescidden" (nereye?)

اِلَى الْبَيْتِ İlal beyti "eve" demektir.



FİİLLER kemmiyet (sayı) itibari ile üçtür.

1)Müfred (bir)
2)Tesniye (iki)
3)Cemi (üç ve üçten fazla)


FİİLLERDE keyfiyyet kaça ayrılır?

Fiiller keyfiyyet itibari ile ikilidir.

1)Müzekker (Erkek)
2)Müennes (Dişi)


Gaib,Muhatab,mütekellim ne demektir?

Gaib:Göze görünmeyen,yani kendisinden bahsedilirken hazır olmayan şahıs.

Muhatab:Hazır olup kendisine söz söylenen şahıs.

Mütekellim:Söz söylenen şahıstır.

Eğer bir kişi ise "mütekellim vahde" , Birden fazla ise "Mütekellim meal gayr" adını alır.


Emsile By: kardelen Date: 27 Kasım 2008, 21:58:46
Muzari Fiil fiili muzari neye denir....

Şimdiki ya da gelecek zamadaki bir duruma delalet eden fiildir
(Türkçe’de geniş, zaman, şimdiki zaman veya gelecek zaman ile karşılanabilir.)
Muzari fiil, mazi fiilin başına muzarilik harflerinden birinin
( ا، ت، ي، ن ) dörtlü fiilde dammeli, diğerlerinde fethalı] olarak getirilmesiyle elde edilir.
Örneğin:
Mazi fiil
Muzari fiil
اَكْرَمَ
يِكْرِمُ
سَمِعَ
يَسْمَعُ
اِسْتَعْلْمَ
يَسْتَعْلَمُ
Mazi fiil eğer üçlü ise birinci kök harfi sakin yapılır,
ikinci kök harfi –sözlükte mazi fiili izleyen “u, a, i” harfleriyle gösterildiği şekilde;
damme, fetha veya kesra olarak- harekelenir.
Örneğin:


Mazi fiil


Muzari fiil






Mazi fiil


Muzarideki harekesi




كَتَبَ
يَكْتُبُ

كَتَبَ
u
فَتَحَ
يَفْتَحُ

فَتَحَ
a
جَلَسَ
يَجْلِسُ

جَلَسَ
i




Muzari fiil çekim tablosu
Çoğul
İkil
Tekil

يَكْتُبُونَ
يَكْتُبَانِ
يَكْتُبُ
Müzekker III. Şahıs
يَكْتُبْنَ
تَكْتُبَانِ
تَكْتُبُ
Müennes III. Şahıs
تَكْتُبُونَ
تَكْتُبَانِ
تَكْتُبُ
Müzekker II. Şahıs
تَكْتُبْنَ
تَكْتُبَانِ
تَكْتُبِينَ
Müennes II. Şahıs
نَكْتُبُ
نَكْتُبُ
اَكْتُبُ
I. Şahıs
Mazi fiil, mezid ve başında eklenmiş bir ت harfi varsa, bu ت harfi olduğu gibi bırakılır.
Örneğin:
Mazi fiil
Muzari fiil
تَعَلَّمَ
يَتَعَلَّمُ
تَخَرَّجَ
يَتَخَرَّجُ

3. Mazi fiil mezid ve başında eklenmiş bir hemze varsa, hemze atılır ve sondan bir önceki harf kesra ile harekelenir.


Örneğin:


Mazi fiil
Muzari fiil
اَكْرَمَ
يُكْرِمُ
اَعْلَمَ
يُعْلِمُ

4. Muzari fiilin başına سَ veya سَوْفَ eklerinden biri gelirse fiil gelecek zaman anlamı kazanır.


Örneğin:
Muzari
Gelecek zaman ekleri
Gelecek zaman fiili
يَكْتُبُ
سَ ، سَوْفَ
سَيَكْتُبُ
يَخْرُجُ
سَ ، سَوْفَ
سَيَخْرُجُ

5. Muzari fiilin başına veya ekleri gelirse, fiil geçmiş zaman anlamı kazanır.


Örneğin:
Muzari
Geçmiş zaman ekleri
Geçmiş zaman fiili
يَكْتُبُ
لَمْ ، لَمَّا
لَمْ يَكْتُبْ ، لَمَّا يَكْتُبْ
يَخْرُجُ
لَمْ ، لَمَّا
لَمْ يَخْرُجْ ، لَمَّا يَخْرُجْ

Emsile By: kardelen Date: 27 Kasım 2008, 22:00:30
ARAPÇA CÜMLE KURULUŞUNU OLUŞTURAN UNSURLAR

Arapça’da bir kelime ya isim, ya fiil ya da harftir. İsim, fiil ve harflerin bir mana oluşturacak şekilde bir araya gelmesiyle cümle oluşur. Bir cümlenin kurulması için gereken bu üç unsuru sırasıyla işleyelim.

İSİM

Canlı cansız şeylere, varlıklara ad olan ve zamanla ilgisi olmayan kelimelere isim denir. İsimler ya ma`rife (belirli) ya da nekre (belirsiz) olur.

MA’RİFE: Bir ismin başında اَلْ takısı bulunursa o isim belirlidir. اَلْ takısı alarak belirlenmiş kelimeye ma`rife denir. اَلْقَلَمُ dediğimizde herhangi değil, belli bir kalemi anlatmış oluruz.

اَلْقَلَمِ اَلْقَلَمَ اَلْقَلَمُ
Bu اَلْ takısına da Harf-i tarif denir. Başına اَلْ takısı alan bir kelimenin sonuna tenvin gelmez.

NEKRE: Eğer ismin başında harf-i tarif denen اَلْ takısı yoksa bu isim belirsiz herhangi bir varlığı anlatır. Bu belirsiz isme nekre denir. قَلَمٌ denilince belirsiz genel herhangi bir kalem anlaşılır ve son harfi de aşağıdaki örneklerde görüldüğü gibi tenvinli olur:

قَلَمٍ قَلَماً قَلَمٌ

Belirsizliği, herhangiliği anlatan tenvinle bu kelime “Bir kalem” diye tercüme edilebilir.
Cümle kuruluşunda genellikle marife isim kullanılır. Bir isim ya marifedir ya da nekredir. Diğer bir ifadeyle bir ismin başında hem harf-i tarif olan (اَلْ) takısı hem de sonunda tenvin gelmez. Ancak bazı özel isimlere ve zamirlere bitişik isimler bazen tenvin almadığı gibi harf-i tarif de (اَلْ) almazlar[7]. Çünkü özel isim ve zamirler zaten belirli varlıklara aittir. Örnek:

بَكْرٌ عاَدِلٌ خَالِدٌ يُوسُفُ عُمَرُ
رَمَضاَنُ إِسْتَانْبُولُ إِزْميِرُ مَكَّةُ تُرْكِياَ

İsimlerin başında gelen اَلْ takısının hemzesi başında bulunduğu kelimeye, ya lâm harfi okunmadan şeddeli ya da lâm’a cezim verilmek suretiyle birleşir. (اَلشَّمْسُ) ve (اَلْقَمَرُ) gibi. Bilindiği gibi tecvit ilminde buna idgâm-ı şemsiye ve izhâr-ı kameriye adı verilir. Bu konuyu bilmemiz harfi tariften sonraki harfin şeddeli mi şeddesiz mi okunacağını tesbit etmemiz için zorunludur.


ismi fail neye denir

İsmi Fâilin Tasrifi




This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 946x292 and weights 20KB.
This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 946x292 and weights 20KB.
   Bu Resim Küçültülmüştür.Gercek Boyutunu Görmek İçin Tıklayın.946x292.


İsimlerde ğaib ğaibe olmadığından isimlerin çekimlerini yaparken parmaklarımızı kullanırsak (bkz.3.Ders)iki parmağımızı kullanabiliriz.

Tablo da farklı olarak gördüğümüz mükesser siğaları cemi salim ile aynı manada olup sadece kalıpları farklıdır.Siğaları kırılıp kaide dışı olarak geldiğinden mükesser(kırık)denmiştir.

Kelimelerin okunuşlarını yazdığım için hareke koymadım.
Fiil Cümlesi, FİİL, Fâil ve Meful ( Mefulün bih, Mefulün bih gayri sarih, Mafulün fih, Mefulün leh, Mefülün maah ) Hakkındaki Bilgiler:
1) Fiil cümlesi, bir fiil ile başlar. Fiil, fâil ve mef'ûl olmak üzere üç unsurdan meydana gelir. Fâil; mamuldur, merfudur ve fiilde saklı olan hükümleri idrak ettikten sonra; yaşamakla yükümlüdür, görevlidir ve sorumludur. (MAMUL: Nahiv'de "Âmil" ismiyle tanımlanan 60 adet kelimenin (isim, fiil ve harfin) doğrudan veya vasıtalı olarak tesir ettiği kelimeye, mamul denir. ÂMİL: İlâhi sıfat, izafi sıfat, aslî vasıf, izafi vasıfları görülür, bilinir, sezilir veya anlaşılır hâle getiren kelimelerin genel ismidir.
2) Kur'an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerdeki fiil cümlelerinde, (a) “Sebepler, sebebi yaratanın iradesine bağlıdır. Bunun aksi de olmaz” ilkesinin, (b) "fiil, fâilin şahididir" haberinin, (c) "fiilin, öncesini ve sonrasını gördükten sonra ya hayır konuş ya da sus" ikâzının, (d) "fiilleri gözlemleyerek, Esma-ül Hüsna'lar hakkında marifet sahibi olmak, Hz. Resulullah asv'mın yaşadığı ilk sünnetullahtır. Çünkü, ilk beş ayetten sonra üç sene başka ayet nazil olmamıştır." imâsının, (e) "müteaddi fiilinin mânası, mefülde görülür ve bilinir" kaidesinin, (f) "Yapanı değil de yaptıranı gör (Çünkü müteaddi fiilin mânası, mefulde görülür.)" atasözünün, (g) fiil; teklik, çokluk, müzekkerlik, müenneslik açısından fâile tâbi olduğu için “fiil, fâile tâbidir ve onun şahididir”, saklı bilgisinin ve .... vb ifadelerin anlamları saklıdır.
3) Şibhi cümlede mübteda (Bakınız, İ'rab / Fiil Cümlesi) veya fiil saklıdır. Buradaki saklı bilgileri bir örnekle şöyle açıklıyabiliriz: Fiilin saklı olması halindeki bilgiler: Besmele-i Şerife, mahzuf (saklanmış) olarak geldiği takdir edilen bir fiil ile başlayan fiil cümlesindeki "mefulün bih gayri sarihtir." NASB halinde olduğu için de, açıkça söylenmeli ve herkes tarafından bilinmeli anlamı saklıdır (Şâfi Mezhebinde). Aşk ehlinin Allah Teala'ya hitap şeklidir. Sakli olarak geldiği takdir edilen fiiller:
( يَقْرَاُ ) ise, okuyanda ve dinleyenlerde; hayret hâli, cezbe hâli görülebilir. Hz. Reaulullah asv'ın Hira dağında ilk olarak nazil olan Alak suresinin 1-5 ayetlerini okurken yaşadığı hâle karşılık gelir.
( نَتْلُو ) ise, okuyanda ve dinleyenlerde; hayranlık hâli, ürperme, gözün nemlenmesi, gözyaşı görülebilir. El-Furkan, 32 ve Fâtır,29-30 ayeti kerimelerindeki okuyuş şekline karşılık gelir.
( اَبْتَدِئُ ) ise, okuyanda ve dinleyenlerde; boyun bükme, utanma, sevinme gibi çok çeşitli duyguların hissedilmesine karşılık gelir.
4) Fiil ve fâil den meydana gelen en küçük cümleye “cümle-i fiiliye” denir. Mesela; ( قَالَ ) gibi. "Fâil, fiilin zahir olduğu yerdir" de denebilir. Ayet-i Kerimelerdeki ( قَالَ ) cümlesini sadece fâil bilir, başkası duymaz bilemez. Türkçemizdeki "Aklından şöyle geçirmiş, içinden ne konuşuyor bilinmez, içimden şunları söyledim, ..." gibi ifadelerle anlattıklarımıza karşılık gelir. Yoksa, sesli olarak şunları dedi anlamına gelmez.
5) Fiil cümlesini oluşturan tüm unsurların tamamı, Kur'an-ı kerim'deki her fiil cümlesinde mevcuttur, ancak bu unsurların çoğu hazf edilmiştir. KİM fiildeki hükümleri (saklı emirleri) ihyâ etmeye çabalarsa, hazf edilmiş unsunlar kendi kıssalarıyla (yaşadığı olaylarla) öğretilir.
Fiil neyin zuhuru : Kendi aslî vasfının / izâfi vasfının / izâfi sıfatının mı zuhurudur?
Fiili yapan : KİM yaptı ? … (Fâil)
Fiile maruz kalan : KİME / NEYE yaptı? … (Mefulün bih)
Fiilin işlendiği zaman: NE ZAMAN yaptı? … (Mefulun fih)
Fiilin işlendiği mekan: NEREDE yaptı ? … (Mefulün fih)
Fiilin işleniş gerekçesi: NİÇİN yaptı? … (Mefulün lieclih)
Fiilin işleniş araçları : NASIL / NE İLE yaptı? (mefulün bih gayri sarih)
Bu yedi unsuru da takdir eden ve yaratanın tek bir Zat olduğu idrak edilirse, o fiil Zat'ın zuhur yeri olur. Zat, beden gözüyle görülmese de varlığını kayıtsız şartsız kabul edersin. O fiile da Zat'ın "fiili sıfatı" denir. Şöyle de söylenebilir: Bir fiilin yedi unsurundan her birini ayrı ayrı yüce Hakk’a bağlayabilecek zahiri ve batınî bilgiye sahip olan kişi, Hakk Tealayı fiilinde müşahade etmiş demektir. Buna “fiillerin tecellisi” de denir.
(Örnek: Âl-i İmran Suresi, 123. Açıklaması için Bina sayfası / 1.Bab'a bakınız)


Emsile By: kardelen Date: 27 Kasım 2008, 22:02:33

Emsile By: Asilzade Date: 15 Ocak 2009, 17:13:19
 aarroo 103

eski günlerimi hatırladım